|
 |
BURGAZADA |
 |
Burgaz'ı tanımlarken, adaların en doğalı ve en "ada gibi olanı" demek daha doğru olacak herhalde... Tabii Sait Faik'in adası olduğunu da hemen eklemek gerek. Üstadın öykülerinde balığından martısına, Rum balıkçısından Laz bakkalına, ayışığında yakamozlanan dalgalarına değin pek çok ayrıntı bulabilirsiniz Burgaz hakkında.
Emin olun, hepsi doğru ve pek çoğunu hâlâ bulabilirsiniz adada. Mesela Laz bakkalın oğlu ya da torunu işbaşında. Rum balıkçı yaşıyor mu, bilmiyorum ama Rum balık lokantası tüm lezzetiyle hizmet vermeye devam ediyor. Burgazada'ya gelip de "Barba" Yani'nin deniz ürünlerini tatmadan ayrılmak ciddi bir kayıp. Hele de karidesli böreğini...
|
|
 |
Adaya gidince ziyaret edilmesi olmazsa olmaz ikinci yer ise Kalpazankaya... Kalpazankaya, güzel tarihi yapılara, bahçe ve korulara bakınarak yapılacak aheste bir yürüyüşle iskeleye yarım saat uzaklıkta. Tabii dileyenler Prens Adaları'nın biricik taşıtı faytonla on dakikada ulaşabilir. Sonra görkemli çamların gölgesinde, denize doğru uzanan kayalık bir burunla karşılaşacaksınız. |
 |
|
Kayalığın üstünde hayli ehven fiyatlarla ama ehven
ötesi bir lezzetle hizmet veren bir lokanta/çay bahçesi
var. Aşağıda ise çamların gölgesinde uzanan taşlık
bir plaj ve garip ama hâlâ masmavi bir deniz...
|
|
Tek bir ricam var bu güzelliği yaşayacak olanlardan: Allah aşkına ayrılırken çöplerinizi de yanınıza alın! Yoksa bir daha gelişinizde dünyanın en güzel çöp döküm alanında denize giriyor olabilirsiniz... ki durum yazık ki öyle...
Burgaz'ın, aslında öteki adaların da kendilerine özgü
bir yapısı var: Buralarda, cami, kilise, sinagog ve
cem evi gibi ibadethaneler birbirlerine hayli yakın.
Ama en yakın oldukları yer Burgazada... Belki de ada
çok küçük olduğu içindir.
|
 |
|
|
|
 |
|