Günümüzde tamamına Taksim - Beyoğlu denen, şimdiki Karaköy, Fındıklı, Perşembe Pazarı ve Tophane , Cihangir
semtlerinin genel adıdır. 14. yy başlarında Cenevizlilerin
kentidir Pera. Bölgenin ticari can damarı ise Galata
olarak adlandırılan yerdi. Bu yörenin bilebildiğimiz
en eski adı, "Sike"dir. "Sike" Grekçe'de (İncir Ağaçları) anlamına gelmektedir. Bunu Türkçe'ye (İncirlik) biçiminde de çevirmemiz mümkündür. İ.Ö. 146 yılında, bölgeye egemen olan Romalıların, yöreye "Sycena" dediklerini biliyorsak da, bunun başlangıç tarihini saptamakta zorluk çekiyoruz. Kesinlikle emin olduğumuz bir şey varsa, o da; İ.S. 330 yılında, o zaman "Deutera Romi" (İkinci Roma) adıyla, bugünkü İstanbul, Roma'nın başkenti olarak tarih sahnesine girdiği zaman, kentin 13. İdari Bölgesi olan "Galata"nın resmi adının "Regio Sycena" olduğudur.
|
Yöreye resmi olarak, Latince "Regio Sycena" , halk arasında Grekçe "Sike" denilirken, Bizans İmparatoru İoustinianus burayı imar edip, surlarla çevirince; bir süre için "İoustinianopolis" denilmeye başlanmışsa da, sonra bu ad terkedilmiştir. 8. yüzyıldan sonra "Galata" adı ortaya çıkar. "Galata" adının nereden geldiği çok tartışmalıdır. Bir görüşe göre; yöre halkının Galat diye adlandırdığı Kelt Kavmi buradan geçerken, önderleri Brennos yönetiminde burada kalmışlardır. "Galata" adı da bu nedenle yöreye verilmiştir. |

|
 |
 |
|
8 Haziran - Pazar
PERA'NIN GİZEMİ
|
| |
 |
| |
|
Tarihi kuş yuvaları olan Maksem Kuşlukları; yerini ve varlığını bilmediğimiz Ermeni Cemaatine ait Vesperagan Ermeni Katolik Kilisesi; Hristiyanlığın kutsal üçlüsü olan baba, oğul ve kutsal ruha ithaf edilmiş Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi;kurulduğu yıllardaRum öğrencilerin yanı sıra Müslüman, Ermeni ve Yahudi öğrenciye de eğitim verilenZapion Rum Okulu; |
Esayan Kardeşler tarafından kilisenin bahçesinde ilkokul olarak inşa edilen sonrasında orta öğrenim ve lise olarak hizmet veren Eseyan Ermeni Okulu; yabancı elçiliklerin ve misafirlerinin ikamet ettiği Belçika ve Romanya Konsolosluk Binaları; 17.yy. da Veba Hastanesi olan Fransa Konsolosluk Binası; adını Osmanlının yayıldığı üç kıtadan alan Afrika Han; bir dönemin buluşma noktalrından olan Nisuaz Pastanesi; Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirine konu olmuş Eski Abanoz Sokağı; mimar Valloairi'ye yaptırılan Cercle d'Orient - Büyük Klüp Beyoğlu Binası; 1890'larda inşa edilen Rumeli Han; Anadolu Han; Şişmanoğlu Malikhanesi; günümüzde pek çok etkinliğe İKSV'ye ev sahipliği yapan Louvre Apartmanı; dünyada eşi benzeri olmayan Çiçek Pasajı; Yunan Konsolosluğu Kültür Merkezi; geçmişten günümüze ulaşan yabancı okullardan İtalyan Lisesi; Türk Sinemasının marka haline gelmiş mekanı Yeşilçam; dönemin eskicilerinin şimdinin antikacılarının bulunduğu Çukurcuma ve Antikacılar Çarşısı; Mekteb-i Sultani Galatasaray Lisesi; eski ticaret hanlarından Suriye Han; efsanevi Pera Palas Oteli; önemli mimarisi ve ünlü misafirleriyle Büyük Londra Oteli; Baundouy Malikhanesi; eski Beyoğlu'nun ünlü çarşılarından Aynalı Çarşı; görkemli mimarileri ve ilginç hikayeleriyle Saint Antoine; Santa Tertra İspanyol Kilisesi; Santa Maria Kilisesi; bir zamanların adalet dağıtılan yeri olan Fransız Mahkeme binası; unutulmaz Pera markaları Markiz ve Lebon Pastaneleri; Humbaracı Yokuşu; Kırım Savaşı`na katılan İngiliz askerlerinin anısına inşa edilen Kırım Protestan Kilisesi; Bedri Rahmi, Ahmet Tanpınar gibi sanatçılara ev sahipliği yapmış Narmanlı Han, meşhur lokanta ve sanat mekanlarıyla ünlü Pera'nın ayrılmaz parçası Asmalı Mescit. |
Rehber: |
Serdar Arnas |
Buluşma Yeri ve Saati: |
The Marmara Oteli önü 09:00 |
Tur Bitişi: |
Saat 17.30 - 18:00 civarı Tepebaşı |
Giyim Şifresi: |
Rahat kıyafetler ve rahat ayakkabılar , dini mekanlar için hanımlara başörtü |
Beraberinizde: |
Kamera, Fotoğraf Makinesi ve Şapka |
Fiyat:
|
65 YTL |
Yürüyüş Turu
Fiyata dahil olanlar
Bölge konusunda Dinler Tarihi, Bizans ve Osmanlı Tarihi konularında tam donanımlı kokartlı profesyonel rehberlik hizmeti, set mönü öğle yemeği ( içecekler extra ), müze giriş ücretleri, kilise&camilere bırakılacak bahşişler. |
|
|
 |
 |
 |
 |
Galatlar'ın daha sonra yerleştikleri, Sakarya ve Kızılırmak nehirleri arasında kalan bölgeye de, tarihin o dönemlerinde "Galatia" dendiği düşünülürse, bu görüş ilk bakışta akla yatkın gibi gelmektedir. Ancak Galatlar'ın, İstanbul Boğazı'ndan İ.Ö. 278/277 yılları arasında geçtikleri, bu bölgede sürekli olarak yaşamadıkları düşünülürse, bölgeye neden bu olaydan yaklaşık 1000 yıl sonra "Galata" denilmeye başlandığını açıklamak zordur. Bölgeye ancak 8. yüzyıldan sonra "Galata" denilmeye başlanmış olması, bu görüşü zayıflatmaktadır.
Bir başka görüşe göre, bu ad, Grekçe'de (süt) anlamına gelen "gala" sözcüğünden türemiştir. "Galata" sözcük olarak (sütler), "galatas" (sütçü) anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi, bir bölüm Slav ve Bulgar kökenli kişiler, Sike bölgesine yerleşmişlerdir.Bulgarlar burada gerçekten sütçülük yapmış, mandıralar kurmuşlardır. (Bundan otuz yıl öncesine kadar, Karaköy'de pek çok muhallebicinin olmasının kökü de belki bu olgudan kaynaklanmaktadır.) Böylece yöreye (sütler) anlamındaki "galata", ya da (sütçü) demek olan "galatas" sözcüklerinden esinlenilerek, Galata adının verilmiş olması mümkündür.
Bir üçüncü görüşe göre, Galata adı, İtalyanca'nın Cenova Lehçesi'nde (yokuş) anlamına gelen "caladdo" sözcüğünden türemiştir. Yöreye Arapların "Medinet ül Kahr" dediği, "Karaköy" adının buradan gelebileceği ileri sürülmektedir. Burada "kahr" sözcüğünün (üstün gelen, ezen) anlamında kullanılmış olması mümkündür. "Medine", (kent) anlamında kullanılmıştır.
Galata'nın kuzeyinde kalan bölgeye, Bizans çağında Grekçe (öte, ötesi) anlamına gelen "peran" sözcüğünden esinlenerek "Pera" deniliyordu. "Peran" sözcüğü, bugün Yunanca'da, "pera" biçimini almıştır.Büyük bir ihtimalle bölgeye eskiden "Peran" denilirken, daha sonra sözcükteki değişime uyularak "Pera" denilmeye başlanmıştır. Buradaki bağların adı da "Pera Bağları"ydı.
Biz bugün, eski "Galata" ve "Pera" nın bulunduğu alanların ikisine birden "Beyoğlu" diyoruz. Bu iki ad, uzun süre bir arada kullanılmışlardır. Hıristiyan Osmanlılar ve Avrupalılar, "Pera" adını kullanırken; Türkler, yöreye "Beyoğlu" demişlerdir.Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, 1925 yılında, kent ve mahalle adlarının Türkçeleştirilmesi sırasında, "Pera adı kaldırılmış, yalnızca "Beyoğlu" adı bırakılmıştır. Ancak "Galata" adına dokunulmamıştır.
"Beyoğlu" adının, Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu'nun son prenslerinden, İslam Dini'ni kabul ederek buraya yerleşen ve yaşayan Aleksios Komninos'dan dolayı bu yöreye verildiği ileri sürülür. Kendisinin, bugün Tünel dediğimiz yerin yakınında, büyük bir konağı olduğu söylenmektedir. Bir diğer görüşe göreyse, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Venedik Elçisi (o zamanki adıyla "Balyos"u ya da "Baylos"u) Alvario Griti'nin, Taksim'de büyük bir konağı vardır; Balyos'a "Beyoğlu" denilmektedir ve "Beyoğlu" adının da buradan geldiği düşünülebilir.

|