Şimdiki Beyoğlu

İçinde aşk öyküleri, yemek tarifleri, cinayetler,koca karı ilaçları, tiner ve düşler bulunan bir semt; Beyoğlu... Bir zamanlar üzüm bağlarından oluşan Pera Hanım zamanlar 1800'lere vurduğunda Beyoğlu'na dönüşür.

"Sokaklarında kravatsız erkek, şapkasız kadın görülmezdi."

İlerleyen yıllarda arkadaş toplantılarında en sevilen söyleşi konusu oldu.Bu durum, Beyoğlu'nda çeşitli kültürlerin bir arada hoşgörü ve uyum içinde yaşamasından kaynaklanıyordu. Yok olan tramvay, kapanan pastane ve lokantaların yerine yenileri geldi. Yeniden restore edilen eski binalarda açılan kafe ve pastanelerin yine de eski havaya sahip olmadığı konuşuldu. Hiçbir zaman geri gelmeyecek zamana övgüler düzüldü. Oysa, yeninin ağza gelen kuruluğu ve tatsızlığının nedeni, yıllar içinde süzülerek oluşan, bir yaşam biçiminin yok olmasıydı. Beyoğlu, eski asaletinden zaman içinde bir şeyler kaybetse de, 90'lı yıllarda görkemli bir dönüş yaptı.

Beyoğlu ilçesi, kuzeyde Eyüp, Kağıthane, Şişli ve Beşiktaş'a, güneyde ise Fatih ve Eminönü ilçelerine komşudur. Beyoğlu'nun Boğaz'ın Anadolu yakasındaki komşusu ise Üsküdar'dır.

İlçedeki tiyatrolar, gazinolar, içkili eğlence yerleri, bugünkü durumu da hesaba katarsak sinema salonları ve kültür merkezleri İstanbul'un diğer ilçe ve semtlerinden daha yoğundur. Aynı zamanda yabancı elçiliklerin de yoğunlaştığı bir semt olan Beyoğlu'nun esas ahalisi Avrupa kökenli Levantenler olmuştur. Beyoğlu'nun mimarisi de öteden beri batılı tarzda gelişmiştir. Beyoğlu ve çevresinde İstanbul'un diğer yerlerinden daha çok sayıda kilise ve sinagog da bulunmaktadır.

Dünyada yeraltında yapılan raylı ulaşım denemelerinin ilk örneklerinden olan Tünel de 19. yüzyılın ikinci yarısında Beyoğlu'nda tesis edilmiştir.

Cumhuriyet'ten sonra, büyükelçiliklerin Ankara'ya nakledilmesi, varlık vergisi konulduktan sonra bir çok gayrimüslim vatandaşın Türkiye'yi terk etmesi, İsrail'in kurulması üzerine çok sayıda Yahudi'nin İsrail'e göç etmesi, bölgedeki gayrimüslim nüfusun azalmasına yol açmış, nüfus dengesi Müslümanlar lehine değişmiştir.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Beşiktaş ve Şişli'yi de idari olarak içinde barındıran Beyoğlu 1930 yılında Beşiktaş ilçesinin kurulması, ardında da diğer idari tasarruflar sonunda bugünkü durumuna gelmiştir.

19. yüzyıldan başlayarak bir gümrük kapısı haline gelen Beyoğlu hem malların, hem de adetlerin de geldiği bir kapı oldu. Modern hayatımızın birçok "ilk"i Türkiye'ye buradan geldi, buradan yayıldı. İlk kuru temizlemeci, ilk havana puroları, ilk kafeşantan.

2000'li yıllara gelirken, Beyoğlu yeniden eski görkemli günlerine dönüş yapmaya başlamış, neredeyse her gün açılan yeni kafeler, sinemalar, restoranlar, kültür merkezleriyle, İstanbul'un da yeniden merkezi olmuştur.