|
 |
KINALIADA |
 |
Sirkeciden adalar vapuruna bindiğinizde ilk durak.Adaların Sirkeci'ye en yakın ve ötekilerinden en farklı olanı, Kınalıada...
Farkı yalnızca çok uzaktan fark edilen ve ona bir kirpi görünümü veren tepesindeki TV antenleri değil tabii. En önemli fark, iklimi. Kınalıada dışındaki tüm adalar anakaradaki Kayışdağı, Çamlıca Tepesi gibi yükseltiler tarafından kuzeyli rüzgârlardan korundukları için iklimleri İstanbul'a oranla daha yumuşak. Kınalıada bu doğal korunağın dışında kalıyor. Bu yüzden iklimi daha sert. Başka bir önemli fark ise, hemen görüleceği gibi yeşilliğin öteki adalara oranla daha az olması. Bu da adanın kayalık yapısından kaynaklanıyor. Hemen dudak bükmeyin öyle! Bu kayalık yapı ki, bize İstanbul surlarını, Haydarpaşa rıhtım ve mendireğini sundu.
|
|
 |
Adanın arka tarafında yer alan ve yarısını yok eden tarihi taş ocağı binlerce yıldır İstanbul'un imarına hizmet veriyor. Neyse ki bu "hizmet anlayışı" ndan bir süredir vazgeçildi. Yoksa Kınalıada diye bir yer kalmayacaktı. |
 |
|
Kınalıada tertemiz denizi, özellikle arka tarafında
yer alan Ayazma Plajı'yla çok cazip bir yazlık mekân,
ancak tesis fakiri. Adalarının fazla kalabalıklaşmasını
istemeyen yazlık sahipleri belki de böylesini yeğlemişlerdir.
Çok eski bir yerleşim yeri olmasına karşın, öteki
adalarda sıkça görülen tarihi yapılar, bir iki ahşap
bina -iskeleden görünen ikiz binalar en önemlileri-
ve bazı manastır kalıntıları dışında Kınalıada'da
fazla korunamamış
|
|
 |
|
|
|
 |
|