Muhtemelen siz bu yazıyı okuduğunuzda seçimler bitmiş olacak .Kimler seçildi ise hayırlı olsun diyorum . Hatırlarsanız seçim döneminde hangi kanalı açsanız adaylar muhtemel icraatlarından bahsediyorlardı . Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında İstanbul'u kurtarma yarışı yaşanıyor , kimi boğaz köprüsüne ikinci katı çıkmaktan bahsederken kimi , İstanbul'u bölgelere ayırıp satacağını söylüyordu. Uyanın beyler , hanımlar , Uyanın ! İstanbul'u kaybediyoruz. Yüzyılların İstanbul'u, minareleri, kiliseleri, surları, yalıları, köşkleri, sarayları, kuleleri, çarşıları, arnavutkaldırımlarıyla küskün , ağlamaklı almış başını gidiyor. Her sabah önünden geçtiğimiz o eski köşkün yerinde biçimsiz bir apartman var şimdi . O şirin arnavutkaldırımlı sokağınızın ne zaman asfaltlandığını yada Yeni Camii önünde buğday satan kadını ne kadar zamandır görmediğinizi düşünün. Artık galata köprüsünde balık tutmak bile eski zevkini vermiyor biliyor musunuz? Onlar eskiden idi zaman böyle gerektiriyor diye düşünüyorsanız İstanbul'da yaşamayı hak etmiyorsunuz . Gidin Budapeşte'ye , Prag'a , Paris'e ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz. Günlük yoğun tempomuzun içerisinde İstanbul'dan öyle şeyler koparıyorlar ki farkına varamıyoruz , geriye çocuklarımıza anlatacağımız anılardan başka bir şey bırakmıyorlar. Buket Uzuner 'in bir kitabından aklımda kaldığı kadarı ile bir alıntı size :
" Zaman hızlı ve insafsızca geçip gidiyor . Bir gün dönüp bakıyorsun sıkıca sarılmadığın şeyler avuçlarından kayıp gitmiş ."
Benden de bir tavsiye : "Sevdiklerinize sıkı sarılın !"
Sevgilerle Kalın ...
Recep DAYI
25.03.2004